<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384</id><updated>2011-04-21T23:50:33.825+03:00</updated><category term='Şiir'/><category term='Hikaye'/><category term='Mizah'/><category term='Kitap'/><category term='Sağlık'/><category term='Haber'/><category term='Bilişim'/><category term='Sinema'/><category term='Bir Kıssa'/><category term='Neden'/><category term='Damak Tadı'/><category term='Bir Ülke'/><title type='text'>Vitamincik</title><subtitle type='html'>Gençliğin buluştuğu haftalık e-dergi..</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-6486285001569908276</id><published>2008-10-01T18:04:00.005+03:00</published><updated>2008-10-01T18:08:35.135+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>Osmanlı'daki huzur ve barışı arıyorlar.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img518.imageshack.us/img518/5417/35572008072104540226035kv5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img518.imageshack.us/img518/5417/35572008072104540226035kv5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Mülteci kamplarında yaşamlarını sürdüren Filistinliler, Osmanlı Devleti'nce baba ve dedelerine verilen kimlik belgesi ve evrakları hala saklıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Ürdün'ün başkenti Amman'ın ücra mahallelerinde ya da mülteci kamplarında yaşamlarını sürdüren Filistinliler, Osmanlı Devleti'nce baba ve dedelerine verilen kimlik belgesi ve evrakları hala saklıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti döneminde ''seçkin ahaliler'' arasında yer alan Filistinliler bugün ya çeşitli ülkelerdeki mülteci kamplarında ya da silah sesleri ve şiddetin yıllardır eksik olmadığı Filistin topraklarında yaşamlarını sürdürüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece Ürdün, Lübnan, Suriye ile Batı Şeria ve Gazze'deki 58 mülteci kampında 4 milyon 562 bin Filistinli yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir ülkede vatandaşlıkları olmadığı için siyasi ve medeni haklardan mahrum çeşitli ülkelerde mülteci olarak yaşayanların sayısı da on binlerle ifade ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Ürdün'ün Jerash kentindeki mülteci kampında herhangi bir ülkenin vatandaşı olmayan 27 bin Filistinli'nin bulunduğuna dikkat çekiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti döneminde yaşadıkları barış ve huzurun özlemini arayan Filistinliler, bugün baba ve dedelerine Osmanlı Devleti'nce verilen ve kimlik belgesi yerine geçen tezkereler ile bazı evrakları hala saklıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürdün'ün başkenti Amman'da mülteci olarak hayatını sürdüren 50 yaşındaki Filistinli Abdulhalim Hammad, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baba ve amcasının Osmanlı ordusuna yıllarca hizmet verdiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babasının Osmanlı ordusundaki anılarıyla çocukluk döneminin geçtiğini ifade eden Hammad, ''Biz Osmanlı'nın büyüklüğünü baba ve dedelerimizden öğrendik. Osmanlı bizim için çok değerlidir. Osmanlı gittikten sonra Orta Doğu çok karıştı. Osmanlı Devleti yıkıldı, bütün İslam toplumları da onunla birlikte yıkıldı. Bu nedenle çocukluğumdan itibaren Osmanlı'ya ve Türklere karşı içimizde büyük bir sevgi var'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1981 yılında 93 yaşındayken vefat eden babasının Türkçe de bildiğine dikkati çeken Hammad, ''Babamdan kalan Osmanlı evraklarını kız kardeşim, Osmanlı Devleti'nce babama verilen tezkereyi de ben saklıyorum. Bugün Osmanlı olmasa da o evraklar bizim için çok değerli'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ''TÜRKİYE, FİLİSTİNLİLERE SAHİP ÇIKMALI''&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Filistinlilerin Türkiye ile tarihi ve kültürel bağlarının bulunduğuna işaret eden Hammad, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Bu nedenle Türkiye'nin bir parçası gibiyiz. Türk Devleti'ne çağrım Türk topraklarına giren her Filistinli'ye pozitif ayrımcılık yapılmasıdır. Çünkü Filistinli hiçbir zaman Osmanlı'ya ihanet etmemiştir her zaman Osmanlı ile birlikte hareket etmiştir. Türkiye, geçmişte Osmanlı ile irtibatını göz önünde bulundurarak bugün en azından çocuklarımıza sahip çıkmalıdır. Filistinliler arasında kökenleri Türk olanlar da var. Özellikle eğitim konusunda Türkiye, Filistinlilere sahip çıkmalı.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hammad, Ürdün Üniversitesine giden çocuklarının vatandaşlıkları olmadığı için yabancı öğrenci statüsünde eğitim gördüklerini, bunun da eğitim masraflarını 3-4 kat artırdığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı aracılığıyla oğlu Abed Alfattah Hammad'ın yükseköğrenim için Türkiye gittiğini ifade eden Hammad, ''Oğlum Türkçeyi öğrendikten sonra oradaki Yabancı Öğrenci Sınavı'na (YÖS) girecek. Eğer kazanırsa da yüksek öğrenimine başlayacak. Oğlumun barınma ve kurs masraflarını da İHH İnsani Yardım Vakfı karşılıyor'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;OSMANLI TEZKERESİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Enver Konukçu ise Filistinlilerin ellerinde bulunan Osmanlı tezkeresinin o dönem kimlik belgesi yerine geçtiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filistinlilerin Osmanlı döneminde seçkin ahaliler arasında yer aldığına dikkati çeken Prof. Dr. Konukçu, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Osmanlı zamanında sınırsız haklara sahip olan Filistinliler, kendilerini temsillen milletvekili bile seçmişlerdir. Bugün ise İsrail'in saldırgan tutumu Filistinliler ve bölge üzerinde inanılmaz sonuçlar meydana getirdi. Bugün Filistinliler, dünya üzerinde en çok hakkı yenilen toplum olarak tarihteki yerini aldılar.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AA&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-6486285001569908276?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/6486285001569908276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/10/osmanldaki-huzur-ve-bar-aryorlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/6486285001569908276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/6486285001569908276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/10/osmanldaki-huzur-ve-bar-aryorlar.html' title='Osmanlı&apos;daki huzur ve barışı arıyorlar.'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-9135494996176548071</id><published>2008-09-25T08:20:00.002+03:00</published><updated>2008-09-25T08:30:26.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilişim'/><title type='text'>Paparazzi-Savar</title><content type='html'>Tanımadığınız kişilerin fotoğrafınızı çekmesini engellemek için çok basit bir şekilde güneş gözlüğünüze yapacağınız ilginç bir eklenti  yeterli olacak...Ayrıntılar "Bilişim Rüzgarı" programı yayın videosunda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;embed allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" flashvars="c=v&amp;amp;v=3b279065-c0fe-4f76-97d7-4c542795e478&amp;amp;ifs=true&amp;amp;fr=shared&amp;amp;mkt=en-US" height="364" id="ga28b9du" pluginspage="http://macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://images.video.msn.com/flash/soapbox1_1.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="432" /&gt;&lt;noembed&gt;&lt;/noembed&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-9135494996176548071?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/9135494996176548071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/istemediiniz-kiilerin-fotoraflarnz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/9135494996176548071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/9135494996176548071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/istemediiniz-kiilerin-fotoraflarnz.html' title='Paparazzi-Savar'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-4344952923287623724</id><published>2008-09-21T13:27:00.002+03:00</published><updated>2008-09-21T13:33:37.053+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Ülke'/><title type='text'>Tunus</title><content type='html'>&lt;center&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-4013973442278529740&amp;hl=en&amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;Belgeseli tam ekran izlemek için &lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-4013973442278529740&amp;hl=en" target="_blank"&gt;TIKLAYIN&lt;/a&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-4344952923287623724?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/4344952923287623724/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/tunus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/4344952923287623724'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/4344952923287623724'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/tunus.html' title='Tunus'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-7826941732793968806</id><published>2008-09-21T07:47:00.007+03:00</published><updated>2008-09-21T13:13:52.918+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinema'/><title type='text'>Wanted</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img223.imageshack.us/img223/4682/wanted1jk0uq5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img223.imageshack.us/img223/4682/wanted1jk0uq5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yönetmen:&lt;/span&gt;   Timur Bekmambetov&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Senaryo:&lt;/span&gt;  Michael Brandt, Derek Haas&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Oyuncular:&lt;/span&gt;  James McAvoy, Morgan Freeman, Terence Stamp, Common, Angelina Jolie&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filmin Türü:&lt;/span&gt;  Aksiyon, Gerilim&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Orijinal Adı:  &lt;/span&gt;Wanted&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapımcı Firma:&lt;/span&gt;  Kickstart Productions&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapım Yılı:&lt;/span&gt;  2008&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapım Ülkesi:&lt;/span&gt;  ABD&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Orijinal Dili:&lt;/span&gt;  İngilizce&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Resmi Sitesi:&lt;/span&gt;  &lt;a href="http://www.wantedmovie.com/" target="_blank"&gt;http://www.wantedmovie.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dağıtıcı Firma:&lt;/span&gt;  UIP Filimcilik&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vizyon Tarihi: &lt;/span&gt; 27.06.2008&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filmin Konusu:&lt;/span&gt; Atonement filminin başrol oyuncusu ünlü aktör James McAvoy'un oynadığı ve sexi yıldız angelina jolie'nin başrollerini paylaştığı Wanted 2008 27 haziranda sinemalarda. Yönetmenliğini Rus sinemasının gelişmesinde büyük payı olan Timur Bekmambetov'ın yaptığı ve ünlü aktörler Morgan Freeman,Angelina Jolie, James McAvoy oynadığı film Wanted macera dolu sahneleriyle yakında sinemaseverler ile buluşuyor. Wanted filminin konusu ve özeti 25 yaşındaki Wesley Gibson (James McAvoy) hayattan nefret eden zayıf ruhlu ve tembel bir genç adamdır. Hayattan nefret etmek için iyi ve güçlü bir gerekçeleri de vardır, çünkü yaptığı her işte başarısızdır. Eziktir, kaybedendir, itilir, kakılır, hayatta başarısızlığın yaşayan örneğidir. Çalıştığı işyerinde tüm çalışma arkadaşlarının gözü önünde patronu tarafından azarlanır ve küçük düşürülür. Evindeki durum da farksızdır. Cinsellikten başka isteği olmayan kız arkadaşıyla sorunları vardır. Kız arkadaşı Wes’in dışında her erkeği adeta mıknatıs gibi kendisine çekmektedir ki, bunlara Wes’in en iyi arkadaşı kankası da dahildir. Wes sürekli kaybettiği ve aşağılandığı için çareyi yüksek dozda panik atak ilaçları kullanmakta bulmuştur. Var olma sebepleri teker teker ortadan kalkarken ümitsizliklerle dolu hayatını kurtaracak bir can simidine ihtiyacı vardır. Tam da bu noktada bir kadın yüzünden Wes’in hayatı sona erer. Ancak sona eren bildiğimiz anlamdaki eski hayatıdır. Silahların konuştuğu bir çatışmadan dönmekte olan Fox adlı bir kadın (Angelina Jolie) arabasıyla Wes’e çarpar. O andan itibaren Wes’in uzun süredir kayıp olduğu için artık unutulan babasının da Fraternity adlı bir gizli örgüt için çalışırken öldürüldüğü ortaya çıkar. Yüzyıllık bir geçmişi olan ve eğitimli suikastçilerden kurulu Fraternity’nin işlevi, kaderin önüne geçilemez emirlerini yerine getirmektir. Bu örgütün tek bir ilkesi vardır. Binlerce insanı kurtarmak için bir kişiyi öldüreceksin!..&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object width="432" height="351"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.megavideo.com/v/HTHOEZ3C6e2b9ab240cd5ad5b25a0a8a46444e04.5211449504.0"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.megavideo.com/v/HTHOEZ3C6e2b9ab240cd5ad5b25a0a8a46444e04.5211449504.0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="432" height="351"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;Filmi tam ekran izlemek için &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.megavideo.com/?v=HTHOEZ3C" target="_blank"&gt;TIKLAYIN&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-7826941732793968806?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/7826941732793968806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/wanted.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7826941732793968806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7826941732793968806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/wanted.html' title='Wanted'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-7069402957070681930</id><published>2008-09-21T06:51:00.004+03:00</published><updated>2008-09-21T06:58:34.718+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlık'/><title type='text'>Diş Macunları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img91.imageshack.us/img91/2082/toothpaste9153985ff6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img91.imageshack.us/img91/2082/toothpaste9153985ff6.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bize en çok sorulan sorulardan biri de “hangi diş macununu kullansam daha iyi?”dir. Oysa ne yazık ki bunun tek bir doğru cevabı yoktur. Herşeyden önce şunun altının çizilmesi gerekir : “Diş macunları ağız bakımında diş fırçalamadan sonra yer alır”. Bu ne demektir?&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İlk anda bakıldığında oldukça anlaşılmaz olsa da aslında vurgulanmak istenen ağız bakımında öncelikli olanın mekanik temizlik olduğudur. Siz hangi diş macununu kullanırsanız kullanın mekanik temizlik yetersizse macundan bir fayda sağlamanız da o ölçüde imkansızlaşmaktadır. Bunu daha basitçe ifade edersek; kirlenmiş bir ocağın kaba temizliği yapılmadıktan sonra oraya saf çamaşır suyu ya da bilmem kaç lira değerindeki pahalı temizlik ürünlerinden almak arasında bir fark olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel bir diş fırçalama yapan bizler peki hangi macunu seçeceğiz? Macunların üzerinde yer alan açıklamalara baktığımızda içinde bulunanlar pek çok kişiye hiçbir şey ifade etmemektir. Bu nedenle de “içindekiler” kısmına bakarak macun satın almak elbette mümkün değildir. Şüphesiz sizin için en uygun olan macunu diş hekiminiz belirleyecektir ancak bugün ben size biraz bu “içindekiler”den söz etmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hidrojen peroksi&lt;/span&gt;t, dişleri beyazlatma amacı ile kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sodyum bikarbonat&lt;/span&gt;  bildiğimiz karbonatın kimya dilindeki ifadesidir. Diş üzerindeki  lekeleri temizlemeye yardımcı olduğunu söylense  de macunun içindeki fonksiyonu hala tartışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Diş macunlarında sıkça göreceğiniz diğer aşındırıcılar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dikalsiyum fosfat, kaolin, bentonit, silika ve kalsiyum karbonat&lt;/span&gt; (tebeşir) tır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sodyum pyrofosfat&lt;/span&gt; tartar kontrollü diş macununda bulunan bir maddedir. Düzenli kullanıldığında plak oluşmasını engellediği gösterilmiştir. Ancak tartar dişinizde bir kez sertleştiğinde, bunu evde temizlemek mümkün değildir. Sadece profesyonel bir temizleme ile temizlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Propilen glikol&lt;/span&gt;, diş macununu nemli tutan bir humectant’tır ve macun içindeki katı ve sıvı bileşenlerin ayrılmasını engeller. Diş macununun içindeki diğer bilinen humectantlar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sorbitol, pentatol ve gliserol&lt;/span&gt;’dür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dioktil sodyum sulfosuccinate&lt;/span&gt;, deterjan tipi bir bileşen olup macunun ağzınızda köpürmesini sağlamaktadır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sodyum stearyl fumarate&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sodyum lauryl sulfate&lt;/span&gt; gibi bileşenleri de görebilirsiniz ki SLS’in bu bileşene duyarlığı olan kişilerin bu duyarlılığı azalttığına inanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sodyum sakarin&lt;/span&gt; en ucuz tatlandırıcıdır ve pek çok diş macununda görülür. Normal şekerden 600 kat daha tatlı olduğundan diş macununda çok küçük bir miktar kullanılır. Diğer diş macunu tatlandırıcıları &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aspartame &lt;/span&gt;ve&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ammoniated&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;diglyzzherizin&lt;/span&gt;’lerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Duyarlılığı azaltıcı bileşenler, özellikle hassas dişleri olanlar için formüle edilmiş diş macunlarında bulunur. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Strontium klorit&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;potasyum nitrat&lt;/span&gt;  dişleri sıcak ve soğuk yiyeceklere karşı duyarlı olan kişilerdeki bu rahatsızlığı giderici olarak tanımlanmıştır. Ancak etkili olabilmeleri için en az 1-1.5 aylık bir süreye ihtiyac duyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Triclosan&lt;/span&gt;, anti bakteriyel bir bileşen olup diş macunlarında kullanılmak üzere FDA tarafından yeni onaylanmıştır. Yıllarca anti bakteriyel sabunlar, losyonlar, süngerler ve kesme tahtalarında aktif bileşen olarak kullanılmıştır. Diş macununda kullanılan triclosanın dişeti iltihabı ve hastalıklarına karşı savaştığı ve yetişkinlerde bakteriye neden olan plakların gelişmesini engellediği klinik olarak ispatlanmıştır. Hemen hemen bütün diş macunu üreticilerinin bunu kullanmaları beklenmektedir ancak triclosan bir ilaç olarak kabul edildiğinden, bunu içeren tüm diş macunlarının pazara girmeden önce resmi sağlık otorilerinden onayı alması gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adı ne olursa olsun macun seçiminde en önemli kriter floriddir. Bu nedenle 1000 ppm’in üzerinde florid içeren diş macununu kendiniz 1000 ppm dozun altında florid içeren diş macununu da çocuğunuz için seçmelisiniz. Ve unutmayınız ki  "hiç bir diş macunu diş hekimizin yerine geçemez"&lt;br /&gt;Dr. E.Bihter GÜRLER&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt; Diş Hekimliği&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-7069402957070681930?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/7069402957070681930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/di-macunlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7069402957070681930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7069402957070681930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/di-macunlar.html' title='Diş Macunları'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-1552266054744470428</id><published>2008-09-21T06:20:00.004+03:00</published><updated>2008-09-21T06:31:11.608+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hikaye'/><title type='text'>Bir Tebessüm Hikayesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img516.imageshack.us/img516/2540/203910241ip774573877730iw3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img516.imageshack.us/img516/2540/203910241ip774573877730iw3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.&lt;br /&gt;Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.Hemen bir not yazdı, yolladı.&lt;br /&gt;Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğle yemek yediği lokantadaki garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.&lt;br /&gt;Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamin şapkasına bıraktı.&lt;br /&gt;Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki iki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.&lt;br /&gt;Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya basladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı...&lt;br /&gt;Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLU BiR GÜLÜMSEYİŞİN YERİNİ HİÇ BİR TATLI SÖZ TUTAMAZ!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-1552266054744470428?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/1552266054744470428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/bir-tebessm-hikayesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/1552266054744470428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/1552266054744470428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/bir-tebessm-hikayesi.html' title='Bir Tebessüm Hikayesi'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-7213336591787999113</id><published>2008-09-21T06:09:00.003+03:00</published><updated>2008-09-21T06:13:26.455+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Kıssa'/><title type='text'>Bu da geçer... Ya Hû...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img217.imageshack.us/img217/6642/olum6707103jb6.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img217.imageshack.us/img217/6642/olum6707103jb6.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır. Karşısına çıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar. Köylüler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birkaç köylüye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir’in bölgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka çiftlik sahibidir. Derviş, Şakir’in çiftliğine varır. Çok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer içer, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır…&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükret.” der. Şakir ise şöyle cevap verir: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Bu da geçer…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş, Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür. Birkaç yıl sonra, Derviş’in yolu yine aynı bölgeye düşer. Şakir’i hatırlar, bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylülerle sohbet ederken Şakir’den söz eder. “Haa o Şakir mi?” der köylüler, “O iyice fakirledi, şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor.” Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider, Şakir’i bulur. Eski dostu yaşlanmıştır, üzerinde eski püskü giysiler vardır. Üç yıl önceki bir sel felâketinde bütün sığırları telef olmuş, evi yıkılmıştır. Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak, selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkârıdır. Şakir, bu kez Derviş’i son derece mütevazı olan evinde misafir eder. Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş, vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: “Üzülme… Unutma, bu da geçer…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer. Şaşkınlık içinde olan biteni öğrenir. Haddad birkaç yıl önce ölmüş, ailesi olmadığı için de bütün varını yoğunu en sadık hizmetkârı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır. Şakir, Haddad’ın konağında oturmaktadır, kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır. Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: “Bu da geçer…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zaman sonra Derviş yine Şakir’i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: “Bu da geçer.” Derviş, “Ölümün nesi geçecek?” diye düşünür ve gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır ne de mezar. Büyük bir sel gelmiş, tepeyi önüne katmış, Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim umar senden vefâyı,&lt;br /&gt;Yalan dünyâ değil misin?&lt;br /&gt;Muhammed-ül-Mustafâyı,&lt;br /&gt;Alan dünyâ değil misin?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-7213336591787999113?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/7213336591787999113/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/bu-da-geer-ya-h.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7213336591787999113'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7213336591787999113'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/bu-da-geer-ya-h.html' title='Bu da geçer... Ya Hû...'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-2856903685960719612</id><published>2008-09-20T20:39:00.009+03:00</published><updated>2008-09-21T05:06:15.165+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap'/><title type='text'>Kitap</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNU1ZUogdaI/AAAAAAAAAAc/TPIj7Qhdvhs/s1600-h/Kosovan%C4%B1n+%C3%87anakkale+Kahramanlar%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNU1ZUogdaI/AAAAAAAAAAc/TPIj7Qhdvhs/s320/Kosovan%C4%B1n+%C3%87anakkale+Kahramanlar%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248159649921791394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kosova'nın Çanakkale Kahramanları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşı’na birçok insan gönüllü olarak katıldı. Savaş döneminde Osmanlı toprağı olmayan coğrafyalardan da insanların Osmanlı saflarında savaşa katılması üzerinde özenle durulması gereken bir konu. Bir zamanlar Osmanlı toprağı olan fakat savaş sırasında Sırbistan sınırlarına dahil edilen Kosova’dan Çanakkale’ye gönüllülerin gelmesi ve Türk topraklarını savunmaları oldukça dikkat çekici. İşte bu kitapta, Çanakkale’de şehit düşmüş Kosovalı kahramanların hikâyelerini okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yazar:  Ebubekir Sofuoğlu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayınevi:  Yarımada&lt;br /&gt;(11/2007)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ISBN: 9789944512961&lt;br /&gt;102 sayfa&lt;br /&gt;Dil: Türkçe&lt;br /&gt;Türü: Anı, Mektup&lt;br /&gt;Osmanlı Tarihi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img519.imageshack.us/img519/7724/efendi3079069hk0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 228px; height: 366px;" src="http://img519.imageshack.us/img519/7724/efendi3079069hk0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;" class="kitapismi"&gt;Efendi/ Beyaz Türklerin Büyük Sırrı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soner Yalçın&lt;br /&gt;DOĞAN KİTAPÇILIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin hiç idam edilmiş akrabanız var mı?&lt;br /&gt;Onların var! Hem de üç kişi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin akıl hastası akrabınız var mı? Peki intihar eden akrabanız? Onların var! Hem de sayıları şaşırtacak kadar çok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin başbakanlık yapmış akrabanız var mı?&lt;br /&gt;Onların var, hem de on yıl!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milletvekilliği, belediye başkanlığı yapmış siyaset adamı akrabalarınız var mı?&lt;br /&gt;Onların var, sayıları yirmiye yakın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa güzeli, futbolcu, şarkıcı, yazar, diplomat akrabalarınız var mı?&lt;br /&gt;Onların var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin, büyük amcası Gazi Osman Paşa için yazılan kahramanlık marşıyla, yüz yıl sonra darağacına gönderilen Dışişleri bakanı akrabanız var mı?&lt;br /&gt;Onların var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerine başkanlık etmiş akrabalarınız var mı?&lt;br /&gt;Onların var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin Mustafa Kemal'in huzurunda evlenen akrabanız var mı ya da Osmanlı Sarayı'na damat olan akrabanız?&lt;br /&gt;Onların var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı, İzmir Suikastı'na karıştığı için idam edilen akrabanız var mı?&lt;br /&gt;Onların var!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar yüz yıl hep göz önünde oldular. Ama bir sırlarını hep saklı tuttular...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmirli Evliyazade Ailesi'nin sırrı neydi?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-2856903685960719612?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/2856903685960719612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/kosovann-anakkale-kahramanlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/2856903685960719612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/2856903685960719612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/kosovann-anakkale-kahramanlar.html' title='Kitap'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNU1ZUogdaI/AAAAAAAAAAc/TPIj7Qhdvhs/s72-c/Kosovan%C4%B1n+%C3%87anakkale+Kahramanlar%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-9159565608218522492</id><published>2008-09-20T15:24:00.005+03:00</published><updated>2008-09-20T15:32:57.376+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Damak Tadı'/><title type='text'>Güllaç</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img502.imageshack.us/img502/8643/r4ll19havvu88il1oukag37eg5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img502.imageshack.us/img502/8643/r4ll19havvu88il1oukag37eg5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Ramazan'ın gülü güllacı yemekseverlerle buluşturuyor. Polat Renaissance İstanbul Hotel'in genç aşçılarından Engin Erbağuş sizler için anlattı. Hafif tatlılarla beslenmenin yolu bu tatlıdan geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Malzemeler: (5 kişilik)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1 kg süt&lt;br /&gt;125 gr şeker&lt;br /&gt;yarım çay bardağı gül suyu&lt;br /&gt;1 paket hazır güllaç&lt;br /&gt;250 gr kavrulmuş ceviz&lt;br /&gt;dekor için: toz fıstık, çilek veya nar taneleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hazırlanışı:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Süt ile şeker kaynatılarak gül suyu ilave edilir. Güllaç yaprakları kaynatılmış süte batırılıp tepsiye dizilir. Dizilen güllaçların üzerine yarım kepçe süt dökülür. Tepsinin yarısına kadar bu işlem tekrarlanır. Yarısına gelindiğinde güllaçların üzerine ceviz serpilir. Güllaç yaprakları aynı şekilde dizilir. Son olarak birkaç kepçe daha süt dökülerek buzdolabına soğumaya bırakılır. İsteğe göre toz fıstık, çilek veya nar taneleri ile süslenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NOT:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; Ramazanda doğru beslenmek için yemeklerden sonra güllaç gibi hafif tatlıları tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;center&gt;&lt;object classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="viddler" width="437" height="400"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.viddler.com/player/b6b5eaa7/"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.viddler.com/player/b6b5eaa7/" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" wmode="transparent" name="viddler" width="437" height="400"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;/center&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-9159565608218522492?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/9159565608218522492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/glla.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/9159565608218522492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/9159565608218522492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/glla.html' title='Güllaç'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-1763351113716790729</id><published>2008-09-20T14:12:00.004+03:00</published><updated>2008-09-20T14:17:38.900+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Neden'/><title type='text'>Neden</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;13 Sayısı NEDEN uğursuzdur?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNTbrKiE9aI/AAAAAAAAAAU/VEaFhXHQs8U/s1600-h/elevator.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNTbrKiE9aI/AAAAAAAAAAU/VEaFhXHQs8U/s400/elevator.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248061000401614242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 1 2 A' dır ya da 1 4 'tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 1 3 'ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD 'ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı 'triskaidekaphobia'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak bu inancın, Hz. İsa'nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking'lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga'nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna'mn da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder'i öldürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya'dan Avrupa'nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa'nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder'in yerini Hz. İsa, Loki'nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.&lt;br /&gt;Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı (bence "ayva"yı!) cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa'nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem'in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ata NEDEN soldan binilir?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNTbhF_24YI/AAAAAAAAAAM/neoA6wuTiBQ/s1600-h/horse_riding.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNTbhF_24YI/AAAAAAAAAAM/neoA6wuTiBQ/s400/horse_riding.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5248060827385651586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.&lt;br /&gt;Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-1763351113716790729?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/1763351113716790729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/neden.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/1763351113716790729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/1763351113716790729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/neden.html' title='Neden'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_x9eNO2fX-A8/SNTbrKiE9aI/AAAAAAAAAAU/VEaFhXHQs8U/s72-c/elevator.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-7301306329886318183</id><published>2008-09-19T08:13:00.005+03:00</published><updated>2008-09-19T08:19:44.096+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mizah'/><title type='text'>Cem Yılmaz 2008</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Cem Yılmaz'ın son zamanlarda piyasaya sürdüğü 2008 damgalı stand-up gösterisi. Yaklaşık üç saat süren kahkaha tufanını izlemenizi tavsiye ederim. Gösteri aşağıdaki gibi üç bölüme ayrılmış durumda. Videoları tek tek izlerseniz, görüntü ve ses problemi yaşamazsınız.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm - 1&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="512" height="322"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=7766813&amp;amp;vid=2648033&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3117/64131066.jpeg&amp;amp;embed=1"&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#000000" flashvars="id=7766813&amp;amp;vid=2648033&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3117/64131066.jpeg&amp;amp;embed=1" width="512" height="322"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/2648033/7766813"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm - 2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="512" height="322"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=7767391&amp;amp;vid=2648277&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3119/64132999.jpeg&amp;amp;embed=1"&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#000000" flashvars="id=7767391&amp;amp;vid=2648277&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3119/64132999.jpeg&amp;amp;embed=1" width="512" height="322"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/2648277/7767391"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bölüm - 3&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="512" height="322"&gt;&lt;param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="AllowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#000000"&gt;&lt;param name="flashVars" value="id=7767855&amp;amp;vid=2648596&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3119/64135058.jpeg&amp;amp;embed=1"&gt;&lt;embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.30" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#000000" flashvars="id=7767855&amp;amp;vid=2648596&amp;amp;lang=en-us&amp;amp;intl=us&amp;amp;thumbUrl=http%3A//us.i1.yimg.com/us.yimg.com/p/i/bcst/videosearch/3119/64135058.jpeg&amp;amp;embed=1" width="512" height="322"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/watch/2648596/7767855"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://video.yahoo.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-7301306329886318183?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/7301306329886318183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/cem-ylmaz-2008.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7301306329886318183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/7301306329886318183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/cem-ylmaz-2008.html' title='Cem Yılmaz 2008'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-5673647134424161820</id><published>2008-09-19T07:52:00.001+03:00</published><updated>2008-09-19T07:55:16.305+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>"Mona Roza" Şiiri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;MONA ROZA&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;M&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ona Roza, siyah güller, ak güller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyvenin gülleri ve beyaz yatak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanadı kırık kuş merhamet ister&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, senin yüzünden kana batacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mona Roza siyah güller, ak güller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;U&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;lur aya karşı kirli çakallar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mona Roza, bugün bende bir hal var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur iğri iğri düşer toprağa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulur aya karşı kirli çakallar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;A&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;çma pencereni perdeleri çek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mona Roza seni görmemeliyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bakışın ölmem için yetecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anla Mona Roza, ben bir deliyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açma pencereni perdeleri çek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;Z&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;eytin ağaçları söğüt gölgesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende çıkar güneş aydınlığa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni hatırlatıyor her zaman bana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;Z&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ambaklar en ıssız yerlerde açar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve vardır her vahşi çiçekte gurur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mumun ardında bekleyen rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıksız ruhumu sallar da durur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zambaklar en ıssız yerlerde açar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;E&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;llerin ellerin ve parmakların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir nar çiçeğini eziyor gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerinden belli oluyor bir kadın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizin dibinde geziyor gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerin ellerin ve parmakların&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;Z&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;aman ne de çabuk geçiyor Mona&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat onikidir söndü lambalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyu da turnalar girsin rüyana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ne de çabuk geçiyor Mona&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;A&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;kşamları gelir incir kuşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konar bahçenin incirlerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiminin rengi ak, kimisi sarı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamları gelir incir kuşları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;K&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;i ben Mona Roza bulurum seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İncir kuşlarının bakışlarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatla doldurur bu boş yelkeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O masum bakışlar su kenarında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki ben Mona Roza bulurum seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;K&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ırgın kırgın bakma yüzüme Roza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz dinlemedin benden türküler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim aşkım sığmaz öyle her saza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En güzel şarkıyı bir kurşun söyler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;A&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;rtık inan bana muhacir kızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinle ve kabul et itirafımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alev alev sardı her tarafımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık inan bana muhacir kızı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;Y&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ağmurlardan sonra büyürmüş başak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meyvalar sabırla olgunlaşırmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün gözlerimin ta içine bak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlarsın ölüler niçin yaşarmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlardan sonra büyürmüş başak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;A&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ltın bilezikler o kokulu ten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tüy ki can verir bir gülümsesen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir tüy ki kapalı gece ve güne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altın bilezikler o kokulu ten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;b&gt;M&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;ona Roza siyah güller, ak güller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanadı kırık kuş merhamet ister&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mona Roza siyah güller, ak güller&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Sezai Karakoç&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-5673647134424161820?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/5673647134424161820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/mona-roza-iiri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/5673647134424161820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/5673647134424161820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/mona-roza-iiri.html' title='&quot;Mona Roza&quot; Şiiri'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-697747675832885086</id><published>2008-09-18T20:41:00.017+03:00</published><updated>2008-09-19T08:06:12.697+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Efsane şiir "Mona Roza"</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img525.imageshack.us/img525/370/siyahgulcm1.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px;" src="http://img525.imageshack.us/img525/370/siyahgulcm1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm zamanların en güzel ve gizemli aşk şiiri olarak kabul gören "Mona Roza", e-dergimizdeki ilk şiir bölümünde yerini alıyor. Akrostiş sanatının güzel bir örneği olan bu şiir günümüze kadar hep efsanelerle, hikayelerle dilden dile dolaştı durdu. Ama sonunda gerçekler ortaya çıktı. Tavsiyem, ilk olarak şiir hakkındaki haberleri okuyun ve sonra şiirdeki kıtaların baş harflerine dikkat edin! Hayatı şiir tadında yaşamak dileğiyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;table style="text-align: left; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;a href="http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza.html"&gt;&lt;img src="http://img519.imageshack.us/img519/3884/pc05ha1.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td&gt;&lt;a href="http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 51);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;"Mona                Roza" efsanesini öğrenin..&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;           &lt;/tr&gt;           &lt;tr&gt;              &lt;td&gt;&lt;a href="http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/mona-roza-iiri.html"&gt;&lt;img src="http://img525.imageshack.us/img525/8234/pc08yb0.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td&gt;&lt;a href="http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/mona-roza-iiri.html"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 51);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;"Mona                Roza"yı okuyun..&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;           &lt;/tr&gt;           &lt;tr&gt;              &lt;td&gt;&lt;a href="http://www.ilahiarsivi.com/selcuk-kupcuk-istanbul-monaroza.html" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://img213.imageshack.us/img213/5923/music02io7.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td&gt;&lt;a href="http://www.ilahiarsivi.com/selcuk-kupcuk-istanbul-monaroza.html" target="_blank"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 51);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;"Mona                Roza"yı dinleyin..&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;           &lt;/tr&gt;           &lt;tr&gt;              &lt;td&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-monaroza-efsane-siir/480956?ref=embedv2linkver" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://img227.imageshack.us/img227/9080/pc26lp3.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/muzik-monaroza-efsane-siir/480956?ref=embedv2linkver" target="_blank"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 51);font-family:Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif;font-size:85%;"  &gt;"Mona                Roza"yı izleyin..&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-697747675832885086?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/697747675832885086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza_18.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/697747675832885086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/697747675832885086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza_18.html' title='Efsane şiir &quot;Mona Roza&quot;'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-3990984526394568823</id><published>2008-09-18T20:41:00.015+03:00</published><updated>2008-09-19T07:52:32.464+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>"Mona Roza" Haberleri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img519.imageshack.us/img519/4337/monarozaefsanesiap2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 400px;" src="http://img519.imageshack.us/img519/4337/monarozaefsanesiap2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="option" style="color: rgb(54, 54, 54);"&gt;&lt;b&gt;Mona Roza bulundu!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;50 yıldan  beri dillerde dolaşan&lt;b&gt; “Mona Roza”&lt;/b&gt; şiirinin yazıldığı Muazzez Akkaya, meraklıları  için bir sırdı. Geçtiğimiz günlerde &lt;b&gt; Ahmet Hakan&lt;/b&gt; tarafından Muazzez  Akkaya’nın hayatta olduğuna dair kaleme alınan yazı, edebiyat camiasında  tartışma konusu olmuştu. &lt;b&gt;Karakutu.com&lt;/b&gt; editörleri ise &lt;b&gt;“Mona Roza”&lt;/b&gt; efsanesine  ilişkin gerçek bilgilere ulaşarak tartışmalara son noktayı koydu. Elimizdeki bu  belgeleri, hiçbir yorum yapmadan, kaynaklardaki metinlerin de aslını  değiştirmeden okurlarımızla paylaşıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Aslı astarı olmayan, hakkında pek çok hikâye uydurulan ve hatta intihar ettiği  rivayet edilen Muazzez Akkaya kimdir?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Muazzez Akkaya&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Fakülte Numarası: 278&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img525.imageshack.us/img525/931/muazzezakkaya8299329nf4.gif"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img525.imageshack.us/img525/931/muazzezakkaya8299329nf4.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;Orta okul mezunu memurlardan Hamid Akkaya ile Fitnat Hanım’ın kızıdır. 1930’da  Geyve’de doğdu. 1949’da Kandilli Kız Lisesi’ni “Pekiyi” derecede bitirdi.  S.B.F.’nden mezuniyetini müteakıb, Maliye Bakanlığı stajyer Memurluğuna tayin  edilerek Devlet hizmetine girdi. Nisan 1955’te Karayolları Genel Müdirliği,  Ağustos 1955’te tekrar Maliye Bakanlığı, Mart 1957’de Devlet Su İşleri Gn.  Müdirliği Teşkilatlarında Memurluklara girdi. Bu arada Ankara Hukuk  Fakültesi’nde fark sınavı verip sertifika aldığından, Ocak 1960’da Maliye  Bakanlığı Hazine Avukat stajyerliğine, sonra Avukatlığına getirildi. Eylül  1964’de Eşi &lt;b&gt;Orhan Giray&lt;/b&gt;’ın Tel-Aviv Mali Müşavirliğine nakli üzerine  memuriyetten ayrılıp Tel-Aviv’e gitdi. 1967’de yine eşiyle birlikte Yurd’a dönüp  avukatlığa başladı. Halen (Mart 1970) Ankara Barosu’na kayıldı avukatlık  yapmaktadır. 7 Kasım 1958 Cuma günü S.B.O. 1944 yılı (2602 Sıra Numaralı)  mezunlarından &lt;b&gt;Orhan Giray&lt;/b&gt; ile evlendi; 9.6.1959 doğumlu &lt;b&gt; Ayşegül Giray&lt;/b&gt;,  24.3.1961 doğumlu Ela Meral Giray adlarında 2 kızı ile 4.4.1967 doğumlu İhsan  adında 1 oğlu vardır (1970). İngilizce bilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img522.imageshack.us/img522/6669/orhangiray8299341bs9.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img522.imageshack.us/img522/6669/orhangiray8299341bs9.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;Mülkiye hayatına aid bir hatırasını şöyle kaleme almıştır: “Fakülte’ye, daha  doğrusu Mülkiye Mektebi’ne ilk yatılı kız talebe olarak girme şansı bana isabet  etmişdi. Fakat o zamana kadar böyle bir ihtimal vuku bulmadığından S.B.O. müdiri  Fethi Çelikbaş: “Mekteb yatakhanesinde kız talebenin yatması için müsaid yer  olmadığını, ancak istediğim takdirde sadece talebeye verilen yıllık palto  hakkından istifade edebileceğimi, bu takdirde de mecburi hizmet mükellefiyetine  tabi tutulacağımı” beyan ettiler. Tabi kabul etmedim. Altı ay sonra Mekteb  Fakülte oldu ve ben de diğer talebeyle birlikde burs almağa başladım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;Birinci Sınıfta kız talebe olarak sadece iki kişi idik. Bütün Fakülte’deki kız  talebelerin sayısı sekiz idi. İkimiz de o zamana kadar erkek talebeyle bir arada  okumamış olduğumuz için gaayet sıkılgandık. Bu durum Anayasa Profesörümüz Bülend  Nuri Esen’in gözünden kaçmamış olacak ki, Sınıfda bir münazara tertiblemeğe  karar verdi ve ikimizi karşılıklı guruplara dahil etdi. Münazara günü  geldiğinde, sadece kendi sınıf arkadaşlarımız önünde konuşmamıza rağmen o kadar  heyecanlanmışdık ki sonradan Hocamızın da tasvir ettiği şekilde, sapır sapır  titremişdik. Ben konuşmamı yaparken sadece Hoca’ya dönerek konuşuyordum.  Hocamın: “Sınıfa dönerek konuşmam” hususundaki ihtarı üzerine Sınıfa döndüğümde  bütün arkadaşların bize dön şeklindeki kol işaretlerini görünce yeniden Hocaya  dönüp anlatmağa başladım. Bu münazara sıkılganlığımızı atmamızda ilk adım oldu.  Üçüncü Sınıfda iken Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Hukuk Fakültesi Kız  Talebeleri arasında tertiblediğimiz münazara sebebiyle, Hukuk Fakültesinin  hıncahınç dolu salonunda konuşurken, eski sıkılganlığımın onda birini  hissetmediğimi söyleyebilirim.”&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Mona Roza’nın şairi Sezai Karakoç kimdir?&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Sezai Karakoç&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;b&gt;Fakülte Numarası: 412&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img520.imageshack.us/img520/9875/sezaikarakoc8299353bt7.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img520.imageshack.us/img520/9875/sezaikarakoc8299353bt7.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Yasin Karakoç ile Emine Hanım’ın oğludur. 1933’te Ergani’de doğdu. 1950’de Gaazi  Anteb Lisesi’ni bitirdi. S.B.F’nden mezuniyetini müteakıb, 30.11.1955’te Maliye  Bakanlığı stajyer memurluğuna tayin edilerek Devlet hizmetine girdi.  11.1.1956’da, açılan sınavı kazanıp, Maliye Müfettiş Muavinliğine atandı.  3.2.1959’da Gelirler Kontrolörlüğü’ne nakledildi. 1.7.1960’da silah altına  alındı; 30.12.1961’de yedek teğmen rütbesiyle terhis edildi ve Gelirler  Kontrolörlüğüne döndü. 21.6.1965’te görevinden ve memuriyetten istifaen ayrıldı.  Tamamen yazarlık ile uğraşmaya başladı. Bir süre Yeni İstanbul Gazetesi’nde  fıkra yazarlığı yapdı. 1955’de “Şiir Sanatı”, 1961’de “Diriliş” adlarında 2  dergi çıkardı. Her ikisi de ikişer sayı çıktıktan sonra kapandı. 1966’da  “Diriliş Dergisi”ni yeniden yayınlamaya başladı. Bundan sonraki durumuna dair  yapılan bütün araştırma ve soruşturmalardan olumlu bir sonuç alınamadı. Elde  edilen bir posta kutusu adresine gönderilen 5 mektuba da cevap vermek nezaketini  ve izanını göstermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Prof. Mehmed Kaplan&lt;/b&gt;, hakkında şunları yazmışdır: “O’nu umumi bir ideoloji  veya temayüle bağlamak istersek; Dindar ve muhafazakar zümreye sokabiliriz.  Karakoç, Cumhuriyet Devri’nde birbiriyle çatışan (sağ-sol) iki asli temayül’ün  ikisinden de ayrı, kendisine has bir yol tutmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Cemal Süreya: &lt;/b&gt;“Karakoç, Hayber’i (kalesini) yer altı sularıyle kuşatmak  istiyor. Bunu yaparken Kale’nin etrafındaki hendeğin sularından da  yararlanıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ece Ayhan:&lt;/b&gt; “Sezai’de bir düş kamerasıyle çekilmiş izlenimi veren imajlar  daha başat’dır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Rasim Özdenören:&lt;/b&gt; “..O, şiirimizde yeni bir mistisizm’in habercisi olarak  geliyor.”&lt;br /&gt;demektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bir diğer kaynakta ise “Mona Roza” şiiri ve Sezai Karakoç hakkında şu  ifadeler geçmektedir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çaylardan gözümüzü açamıyoruz. Millet eğlencede. Günler – Geceler, Konserler  gırla gidiyor. Nejat yine bir şiir gecesi tertipledi. Biz şiirden anlayanların  geleceğini sanmıştık. Yanılmışız. &lt;b&gt;Mona Roza bilmecesi çözülür gibi oldu ama,  adamlarda zevk yok ki gürültüye boğdular.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalemini eline alan birşeyler yazmaya başladı. Şahane muharrir – şairlerle doldu  gitti! Ahmet Çimen korse hikayesini tamamlamış. Daha dün anlatıyordu. Azizim,  diyordu, “Hikayemin en hoş yeri korsesine – pardon sütyenine – adamın titreyen  ellerini dokundurduğu andı. Kadının “yapma”diye utangaçlık göstermesinde bir  ilahiyet vardır. Ben o satırları nı okuyunca ölüyorum vallahi; evlenmek  istiyormuş, kız arıyormuş. Hasan Basri forsunu kaybetti. Güya arkadaşları  kendisine oyun oynamışlarmış. Alp bir ukalalaştı, bir ukalalaştı görme. Hürmeti,  nezaketi unutmuş. Burs alıyor da ondan. Aşıkmış. Olur ya, sinek nereye desen  konar. &lt;b&gt;Sezai nihayet beklendiği halde bir türlü yapamadığı garip seyahatini  geçen gün adeti üzerine aniden yaptı. Sabahleyin kendisiyle konuşmuştum. Akşama  tiyatro için sözleşmiştik. Öğleden sonra uçmuş. Öğrendik ki iki ay  gelmeyecekmiş. Üç gün sonra bir de baktık ki karşımızda.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümer Kalaç bu sene bir alem. Esaretten kurtulmuş olacak ki ara mektebe gelmez  oldu. Gelince de arka sıralarda oturuyor. Yıldız, Şükran falan erkek  arkadaşlarından korkuyorlarmış. &lt;b&gt;Üçten Muazzez, Şükran&lt;/b&gt; &lt;b&gt;biraz açıldılar.&lt;/b&gt;  Gönül Davran yine kendi aleminde. Hukuktan biriyle evlenecekmiş. İnşallah. Öbür  Suzan Figaro Enstütisüne devam ediyormuş, vücut güzelliği müsabakasına girip  kazanacağım diyormuş.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;* * *&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Muazzez Akkaya ile Sezai Karakoç aynı karede!&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img519.imageshack.us/img519/7444/sezaimuazzez8299364do9.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img519.imageshack.us/img519/7444/sezaimuazzez8299364do9.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-weight: bold; text-align: justify;" id="News_Cuff_News_Title"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Ve Mona Roza efsanesi tamamlandı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;strong&gt;12 Kasım 2006 23:59&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hakan, Sezai Karakoç´un Mona Roza şiirindeki ´giz´i Muazzez Akkaya´yı buldu. Türk edebiyatının en meşhur efsanesi de tarihe karıştı... Akkaya´nın şiirden haberi bile yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Muazzez Akkaya’yı buldum &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞAİR &lt;strong&gt;Sezai Karakoç&lt;/strong&gt;’un meşhur ´Mona Roza´ şiirinde, Türk edebiyatının en mahrem akrostişi gizlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiirin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde ´Muazzez Akkayam´ çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karakoç, 1950’de Mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle başlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;´Mona Roza siyah güller ak güller / Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / Kanadı kırık kuş merhamet ister / Ah senin yüzünden kana batacak / Mona roza siyah güller ak güller.´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan Sezai Karakoç’un, tam 50 yıl Muazzez Akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir babayiğidin de Muazzez Akkaya konusunu Sezai Karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan dolayı Muazzez Akkaya, Türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler neler anlatılmadı ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En meşhur hikáye şudur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güya Sezai Karakoç, Mülkiye’de okuyan Muazzez Akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine ´Mona Roza´ şiirini yazmış, şiiri okuyan Muazzez Akkaya intihar etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rivayet, ´Sezai Karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş´ diye bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat! Dikkat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatayım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan bir süre önce bir yazımda Sezai Karakoç’un ´Mona Roza´ şiirine ve Muazzez Akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yazının yayınlanmasının ardından New York’tan bir e-posta aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunlar yazılıydı e-postada...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;´Selam Ahmet Bey... Ben New York’ta doktorluk yapıyorum. Muazzez Akkaya’nın kızıyım. Yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. Annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. Ayşe.´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyunca ´Vay be´ diye haykırdım. Muazzez Akkaya’nın izini bulmuştum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bir yanıt yazdım: ´Lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt şöyleydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;´Annem Mülkiye’de okumuş. Öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. Grace Kelly tipinde. Pingpong şampiyonu olmuş okulda. Bugün anneme Sezai Karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. Annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. Ama şunu anımsıyor: Paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! Babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. Annem Hazine avukatlığından emekli oldu. Maliye Bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. Maalesef geçen hafta babamı kaybettik.´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muazzez Hanım’ın Mülkiye’de okurken ´pingpong şampiyonu´ olduğunu öğrenince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen aklıma Sezai Karakoç’un ´Ping-Pong Masası´ adlı başka bir şiiri geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiiri bulup okudum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu dizelere dikkat kesildim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;´Ha Sezai ha ping-pong masası / Ha ping-pong masası ha boş tüfek / Bir el işareti eyvallah ve tak tak / Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / Ne kadar güzel ne kadar sıcak / Tak tak tak tak tak.´&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezik ama onurlu Ergani çocuğu Sezai, uzak bir köşeden Muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. Muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça ´Ha Sezai ha ping-pong masası´ diye içlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dokunaklı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi girin internete ve bu çok eski devirlere aitmiş gibi gözüken dokunaklı aşka nüfuz etmek için ´Mona Roza´ şiirini bulup okuyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50 yıllık büyük gizin aydınlanmasının hatırına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir parça kederlenip aşka olan imanınızı tazeleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyun ve içinizi ısıtın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;´Yağmurlardan sonra büyürmüş başak / Meyveler sabırla olgunlaşırmış / Bir gün gözlerimin ta içine bak / Anlarsın ölüler niçin yaşarmış / Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.´ &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ahmet Hakan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-3990984526394568823?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/3990984526394568823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/3990984526394568823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/3990984526394568823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/efsane-iir-mona-roza.html' title='&quot;Mona Roza&quot; Haberleri'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-471410420819344384.post-6889447325390836453</id><published>2008-09-18T20:41:00.004+03:00</published><updated>2008-09-19T07:08:57.067+03:00</updated><title type='text'>Vitamincik Nedir?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle sitemize hoşgeldiniz diyelim ve asıl meselemize yani Vitamincik'e sözü getirleim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitamincik, şu an itibariyle iki kısımdan oluşuyor:&lt;br /&gt;Birincisi; &lt;a href="http://grupsaltanat.forumotion.com/" target="_blank"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;forum&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; bölümümüz. Klasik bir paylaşım platformu.&lt;br /&gt;İkinci ve yeni hizmetimiz ise; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;haftalık e-dergi&lt;/span&gt; hizmetimiz. Haftalık e-dergide herşey var ve özenle seçilmiş. Zaten birazcık takılırsanız anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En yeni ve yararlı hizmetlerle karşınıza çıkmak (hizmetinizde olmak:) dileğiyle. Sağlıklı ve huzurlu günler..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/471410420819344384-6889447325390836453?l=vitamincik.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vitamincik.blogspot.com/feeds/6889447325390836453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/vitamincik-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/6889447325390836453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/471410420819344384/posts/default/6889447325390836453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vitamincik.blogspot.com/2008/09/vitamincik-nedir.html' title='Vitamincik Nedir?'/><author><name>Fatih Pekel</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16273315859412508330</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
